20 Aralık 2012 Perşembe

Hani Benim Simli-Pullu Yeni Yıl Kartlarım:)


"When I was a little girl..." diye başlar ya şarkı;
İşte ben de küçük bir kızken,  bilgisayar yoktu mesela,  dolayısıyla e-mail, facebook, twitter da yoktu. Cep telefonu yoktu,  yani SMS ve MMS’de yoktu. Ama kutlamalar, anmalar, tatlı sürprizler hep vardı.
Bayramlarda, yakınımızda olanları bizzat ziyaret ederdik. Öyle telefonla uzaktan uzağa olmazdı kutlamalar.  Nasıl olsa görüştük demezdik karşılaştığımızda, aynı gün bile olsa, önce küçükler büyüklere, sonra büyükler küçüklere giderdi. Kimsenin gönlü kırılmazdı. Herkesi evinde ziyaret eder, tatlısını, çikolatasını yemeden ayrılmazdık. Gün evvelinden alınırdı fistolu mendiller, kiminin için de para, kimisi sade olurdu, ama hiçbir çocuk boş geçmezdi, geçirilmezdi o zamanlar. Yokluk daha çoktu ama gönüller daha zengindi. Bir çocuğu mutlu etmenin yolu, milyonlardan geçmezdi. Uzakta olanlara ise kutlama kartları gönderilirdi.  Şimdiki gibi çok çeşitli değillerdi ama o zamanki aklımızla, görgümüzle bize yetecek kadar güzellerdi. 

Yılbaşı gecelerinde, bütün aile bir araya gelir, bolca yenir içilir, şamata- gırgır yapar, tek kanallı televizyonda dansöz çıksın diye beklerdik.  Kar yağsın isterdik, illaki beyaz olsun her yer, o zaman düşünemezdik ki, kar yağdığında  sokaktakiler ne yapar? Kar yağsa da, anneannem kar helvası yapsa diye beklerdik... Pullu-süslü yeni yıl kartları gönderirdik uzaktaki sevdiklerimize.  Harika bir ev,  alev alev yanan muhteşem bir şömine, süslenmiş bir ağaç resmi bizi o andan alır, hayaller ülkesine doğru uzun bir yolculuğa taşırdı. Ben çok hayal kuran bir kız çocuğu idim galiba. Bazıları için sıradan olan o resimler, benim hayal dünyamda canlanır, farklı anlamlar kazanırdı. Benim evim, benim ocağım olurdu resimdekiler.  Noel Baba'ya inanırdım ben de her çocuk gibi, ama isteklerim ulaşılmaz değildi. Kimi zaman, kendimiz yapardık kartları, okulda etkinlik olarak. Resmi çok iyi olan biri olmadığım için, bu kısım çok ilgimi çekmezdi… Oysa kırtasiyeye gidip, çeşit çeşit  kartlar arasından seçim yapmaya bayılırdım. Göndereceğim kişinin yaşına, konumuna, samimiyet derecesine göre kendimce eşleşmeler yapar, sonra eve gelip özenle yazardım. Zarflayıp, postaneye götürmek ise ritüelin son halkasıydı. Sonra da bana gelecek olan kartlar için postacı yolu gözlerdim.  Çünkü o zamanlar, kimse birbirini beklemezdi jest yapmak için. Bakalım, o yazmışsa, ben de yazarım demezdi. Özel günler yaklaştığında, herkes kartlarını alır, gün öncesinden yazıp gönderirdi.  Tek sorun, postalar bugünkü kadar hızlı değildi, bazen şeker bayramı kartı ancak kurban bayramında elimizde olurduJ  O zaman da bu tatlı sürprize güler geçerdik. Şimdiki gibi stres topu değildik, kolaydı hayatlarımız, ya da ben çocuktum,  öyle sanıyordum belki de...  “Stres” dilimize pek girmiş bir kavram değildi, en yakını “asabi” bile, şimdi ki stres yükünün eline su dökemezdi.

Öğretmendi rahmetli dedeciğim, her bayramda, her yeni yılda onlarca kart gelirdi evimize. Ülkenin her yerinden, şehir resimleri, yada  çiçekler, manzaralar olurdu üstlerinde.  Bir de Münip dedem vardı, o da emekli öğretmendi, yengemin babasıydı ama ben de çok sever, dede derdim onun için de.  Kendisine gelen kartları benim için saklardı.  Koleksiyonumun ilk parçaları da onlardı zaten. Bizim jenerasyonda, hemen her küçük kızın, peçete ve kartpostal koleksiyonu vardı.  Birbirimizle değiş tokuş yapar, koleksiyonumuzu zenginleştirirdik. Pul koleksiyonumuz da vardı üstelik ona erkek arkadaşlarımız da dâhildi. Hemen hepimizin, bir pul defteri ve  bir pul maşası vardı, ciddiye alırdık bu koleksiyon işini. Sonra öğrendik ki, “pul koleksiyonunu göstermek” başka anlamlara gelirmiş, yetişkinler dünyasında… Oysa bizim masumdu tekliflerimiz, kirlenmemiştik daha.  Mektup çok gelince, pul da çok olurdu. Makinalar çıktı, pullar da tarihe karıştı her şey gibi… Kırtasiyede satılan pullar vardı, onları da alırdık ama mektupların üzerindekiler kadar ilginç değildi onlar,  hikayeleri yoktu çünkü.  Ailesinde ya da dostları arasında yurt dışında yaşayan veya gidip gelen oldu mu mutlu olurduk. Onlardan gelen kartlar da, peçeteler de bir başka güzeldi çünkü. Bizim burada tek yapraklı, hep aynı desenli peçeteler gibi değildiler,  rengarenk, kalın ve çok güzel desenli olurlardı. Kartpostallar da öyle, nasıl zevkli, nasıl güzeldiler.  Artık hepsinden, hem de fazlasıyla bizde de var. Ama şimdi  ne kart yazıp, gönderiyoruz birbirimize, ne de peçeteleri saklıyoruz özenle. Annelerimiz, anneannelerimiz misafirliğe gidince, değişik bir peçete varsa, ya kendilerininkini kullanmaz, ya da ev sahibinden bir tane daha isterlerdi, bize getirmek için. Şimdiki çocuklar için garip hatta komik olan bu anılar, bizler için o kadar değerliydi ki…Kıyamazdık kullanmaya, hala bile merakım çoktur, her çıktığımda farklı desen peçete alırım o alışkanlıkla...Tek kullanımlık değildi o zaman heveslerimiz, gönülden bağlanırdık elimizdekilere...
Güne ayak uydurmayı, yenilikleri seviyorum. Geçmişe öykünmek pek tarzım değil aslında. Yenilikleri seviyorum, teknolojiyi, oldukça fazla, sık ve iyi kullanıyorum. Buna rağmen, geçmişin o masum anılarını özlüyorum zaman zaman. Bu Maya'lar beni de mi etkiledi nedir, nostalji yapmak geldi içimden, çıkmaz ayın son çarşambası olan bugünde:) Kıyamet günü gelmeden arınmak istedim belki de!  İçimdeki küçük kız çıktı ortaya bugün birdenbire... Geçmişin masumluğunu, sıcaklığını ve basitliğini özledim. Sırtımızda bu kadar yük taşımazken, ne kadar mutluymuşuz meğerse. Kompleks hayatlar, kompleks dertler sardı başımıza... Postadan faturadan başka bir şey çıkmıyor artık. O güzel kartların yerini, e-kartlar aldı. Evet, müzikli, animasyonlu ve çok sevimliler ama elimizde tutamıyor, onlara dokunamıyoruz. Bir camın arkasında sıcaklıkları geçmiyor bize. Simleri elimizi parlatmıyor, kokuları gelmiyor burnumuza. Bir arkadaşım, son günlerde facebookta sürekli yılbaşı temalı harika resimler paylaşıyor. Onları görünce, bu güzel kartpostallar geldi aklıma. Yeni yılın, o coşkulu, pırıltılı, ışıltılı kartlarını anımsadım. Şimdi de hayal kuruyordur küçük kızlar mutlaka ama ben içimdeki küçük kızın hayallerini anımsadım bugün nedense.  "Ayşegül" kitapları okurduk biz mesela. Hepimizin hayal dünyasının başkahramanı idi Aşegül. Onunla kampa gider, köpeği Fındık'ı sever, birlikte tatil yapardık. Oyunları oyunumuz, sevinçleri sevincimizdi. En yakın arkadaşımızdan bile yakındı bize.

Ne çok hayal kurmuştum geçmişte. Yeni yıl kartları gibi ışıltılı, pırıl pırıldı düşlerim. Beklentilerim masum, hayallerim ulaşılmaz değildi bana göre.  Oysa çocukluk gibi, hayaller de geçiciymiş. Küçük ışıltılı kartların coşkuyla doldurduğu kalbimi mutlu etmek çok zor artık. Kırıldı, hırpalandı, parçalandı, yama tutmaz bir halde…  Dönüp baktığımda, küçük masum kızdan geriye ne hayal kaldı, ne düş… Günü kurtarmak derdine düşmüş, bilinmeze doğru koşmakta olan bir yetişkinim artık. Hayallerim daha sıradan, daha güncel ve daha sıkıcı.  Neyse ki,  içimde bir yerde saklanmış küçük kız, ara sıra hatırlatıyor kendini. Ruhum bedenimden daha özgür neyse ki:) O zaman durup bir etrafıma bakıyorum… Gerçekleşen tüm hayallerim için şükrediyor, gerçekleşmeyen ya da yitip giden  hayallerimi özlemle anıyorum. Vardır elbet bir hikmeti diyorum, olmadıysa, daha iyisi olacağındandır deyip kendimi avutuyorum… İmkansız hayaller kurmayı bırakalı, hayat daha kolay artık benim için. Boş hayaller kurarak, geçirecek kadar bol zamanım yok, kimbilir belki hiçbirimizin yok:) Onun için an’dan keyif almaya çalışıyorum. Yeni bir yıl geldiği için seviniyorum. Yeni umutlar, yeni başlangıçlar, yeni kararlar, yeni yolculuklar  ve belki de yeni sonlanışlar olacak bu yıl da...En çok da  kızıma kavuşmayı hayal ediyorum. O anın gelmesini bekliyorum özlemle.  Bu yılın hepimize, tüm sevdiklerime, önce sağlık, sonra mutluluk, huzur ve neşe getirmesini diliyorum. Kazançlarımız kayıplarımızdan çok olsun…Hayatımızı kolaylaştıracak  kadar para, içimizi baymayacak kadar huzur ve en önemlisi kalbimizi ısıtacak kadar güzel sevgiler  getirsin  yeni yıl bize...

Ne demiş Nazım;
Hava puslu, soğuk
Kırlar koyu, kırmızı
Saman sarısı, ölü yeşil
Kış gelmek üzere oysaki gönül
Kışa girmeye hazır değil..


Gönlünüz hep bahar neşesiyle dolu olsun... Başliği okudunuz, bekliyorum kartlarınızı:)

Mutlu Yıllar hepinize..

Sevgiyle kalın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder